‘Sarı’yı kırdıkça çoğalan ressam: Van Gogh

0
369

1. Ölü doğan abisinin adını almıştır.

Abisinin ismini alan Van Gogh, bu durumun etkilerini ömrü boyunca yaşamıştır.

2-Yaşarken sadece bir eseri satılır.

 Satılan eserinin adı ‘‘Kırmızı Üzüm Bağı’dır. ‘‘Kırmızı Üzüm Bağı’ndan günümüze uzanan öyküsünden kalanlarsa; 900 suluboya/ yağlı boya resim, 1100 karakalem ve kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplardır. Sanatçı, her sabah 7’de kalkar, tuvalinin başına geçerdi. Sabahın ilk aksini yakalamaya, gün aydınlığına koşardı renk cümbüşü yaratmaya.

3. Delilik onun üretim girdisidir.

Sanat çevrelerinde yalnız hisseden Van Gogh’un ruhunu sıçrattığı yer: Saint – Remy’deki akıl hastanesidir. Oralarda renklerin köklerini kazar, parçalar ve tuvale sıçratırdı.

4. Tuvallerin üzerine dökülen boyalar

Güneşi, gökyüzünü, yolları ve insanları gördüğü gibi değil hayal ettiği gibi çizer. Tuvalleriyle masallar anlatır. Yaşamındaki karakterleri, tarlaları, tarlalarda çalışanları yüreğiyle görür, posasında eritir ve empresyonizmin kucağına bırakıverir. Öyle ki kardeşine yazdığı mektuplar arasında bu hislerini kanıtlar sözler mevcuttur: ‘’Ben gözlerimin önünde olanı olduğu gibi vermekten çok, boyayı kendime göre bir amaçla anlatmak istediğimi daha bir kuvvetle dile getirmek için kullanıyorum.’

5.Dost- kulak ve genelev üçlemesinin ürünü: Van Gogh

Dost- kulak ve genelev üçlemesinin ürünü olan Van Gogh, tüm duygularını en uçta yaratan, üreten ve var eden boyalar, tuvaller parçacığıdır. Bu bütünlüğüneyse ‘’ Kesik Kulaklı Portre’’ eserini yaparak tamamlar. Rivayetlerin rivayetleri doğurduğu matruşka tadında bir yaşamın örüntüsüdür Van Gogh’un yaşamı. Eserin ortaya çıkmasındaysa etkili olan rivayetler şunlardır:

  • Ressam Paul Gauguin empresyonistlerin öncüsü Van Gogh’un yakın dostudur. Van Gogh sevdiklerine aşırı bağlıdır. Arkadaşı Paul Gauguin’i de çok seven Hollandalı ressam, 1888 senesinde dostuyla şiddetli bir şekilde kavga eder. Arkadaşı evi terdekince bir kriz anında sol kulağının bir parçasını kesen ressam, parçayı sürekli uğradığı genelevdeki Rachel’a büyük bir hiddetle bırakır.
  • Rivayetlerden biri, Van Gogh’un resim yaparken kullanmadığı fırçalar yüzünden kulağını kestiğidir. Fırçalar kulak keser mi sorusunun cevabı, fırçalara boyalar nedeniyle yapışan absentinde saklıdır. Absentinin etkisinde kalarak bilinçsiz bir şekilde kulağını kestiği söylenir.
  • Teolojik bir geçmişi olan Van Gogh’un genelevdeki Rachel’a kulağına teslim etmesi akıllara başka bir matruşkayı getirir. O da Rachel’in ellerinden rahatsız olan Van Gogh’u. Rachel bütün gece Van Gogh’un kulağını okşar. Bütün gün Rachel’in elini kulağında hisseden ressam bu duygudan rahatsız olur. Kulağının bir parçasını keserek hem Rachel’in arzusunu yerine getirir hem de kendisi bu duygudan kurtulur.

6. Zengin ölmüştür!

Her ne olursa olsun katarakt olmazsa hareler, delilik olmazsa empresyonizm, kulak kesilmezse rivayetler ve resimler ortaya çıkmazdı. Bir Van Gogh yaratılmayacaktı. Beynimizde milyonlarca delilik gezegeni varken, tüm gezegenleri ortaya çıkarıp tuvale aktarmak mümkünken sırf ‘‘renk’’ için yaşamak neden mümkün olmasın! Ya da sefaletinin tüm sebebini bilerek sadece beyninin içinde atağa geçen, dönen renkleri ortaya çıkarmak neden mümkün olmasın (!)Sanat sefaletten de büyüktür ve derin bir açlıktır. Bu yüzdendir ki, Van Gogh çok zengin ölmüştür.